18 Eylül 2017 Pazartesi
25 Ağustos 2017 Cuma
DOD, ANOV'un otizm eğitimine katıldı
Anadolu Otizm Vakfı (ANOV), 2017-2018 eğitim-öğretim dönemi öncesi gerçekleştirdiği hizmet içi eğitimlere, otizm alanında çalışan ve kar amacı gütmeyen sivil toplum örgütlerini de davet etti. Bunlardan biri de Denizli Otizm Derneği. Daveti için başta ANOV YKB Nüvit Uyar olmak üzere bütün ANOV ailesine çok teşekkür ederiz. ANOV’un İzmir Güzelbahçe’deki merkezinde, yeni öğretim yılı öncesinde gerçekleştirdiği hizmet içi eğitim programı güzel bir işbirliğine sahne oldu. Düzenlediği eğitime kendi personelinin yanı sıra SOBE Vakfı (Konya), OBİDEV (Balıkesir) ve DOD'u (Denizli) da davet eden ANOV’un ilk günkü eğitimcisi Tohum Otizm Vakfı Koordinatörü Prof. Dr. Binyamin Birkan oldu.
ANOV, SOBE Vakfı, OBİDEV ve Denizli Otizm Derneği eğitimcilerine yeni bilgiler edinme fırsatı sunan eğitimler ücretsiz olarak veriliyor. 21 Ağustos’ta başlayan sözel davranış yaklaşımı, etkinliklik çizelgeleri kullanımı, ipucu stratejileri, pekiştirme sistemleri, replikli öğretim, ifade edici dil becerileri ve problem davranışlarla baş etme konulu eğitimler 26 Ağustos'a kadar devam edecek.
7 Ağustos 2017 Pazartesi
Sanat terapi onkoloji hastalarına iyi geldi
Denizli’de
yapılan sanat terapi çalışmaları onkoloji hastalarının hayata daha sıkı
sarılmalarına vesile oldu. Kanser aslında bireylerin hayatına ansızın giriyor ve beraberinde büyük sorgulamalar getiriyor. Hayatın bütün travmaları gibi kanserle yüzleşmek de kolay değil. Habertürk gazetesine yazmak için katıldığım sanat terapi seansı o kadar etkileyeciydi ki kelimelerle anlatmak zor. Sonra baktım ki haber çok kısa girdi ben de buraya yazmaya karar verdim. Sanat iyileştirir diye boşuna demiyorlar...
Denizli Onkoloji Gönüllüleri Dayanışma Derneği
üyelerinin katılımıyla, Gülpembe Yakın, tarafından gerçekleştirilen sanat
terapi çalışmaları kanser hastalarına iyi geldi. Aslında bu yolculuğun
başlangıcı da oldukça ilginç. Ev hanımı Gülpembe Yakın, üniversiteye gidemediği
için hep bir burukluk hissetmiş. Bu yüzden yıllar sonra, çocukları üniversiteye
gittiği zaman, hep hayalini kurduğu resim bölümüne girmeye karar vermiş. 42
yaşındayken girdiği Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) resim bölümünü 46 yaşında
birincilikle bitirmiş. Sonra da aynı bölümde yüksek lisansa başlayarak sanat
terapi çalışmaya karar vermiş. PAÜ’de bu alanda çalışan hoca olmadığı için
yolculuklar başlamış. İstanbul’da bulunan Aura Psikoterapi ve Sanatla Terapi
Eğitim Merkezi ile Uludağ Üniversitesi’nin birlikte düzenlediği 400 saatlik sanat
terapi eğitimine katıldıktan sonra öğrendiklerini uygulamaya başlamış.
Nisan 2016’da başlayıp Kasım 2016’da sonlanması
planlan sanat terapi çalışmaları herkese o kadar iyi gelmiş ki hala devam
ediyorlar. Kanser hastaları her hafta perşembe günü saat 13:30-16:30 arasında DENOG’un
yerinde bir araya geliyor. 10 kanser hastasının katıldığı çalışmların amacının
hastaları duygusal yönden desteklemek ve hayata daha fazla tutunmalarını
sağlamak olduğunu ifade eden Gülpembe Yakın, terapi devam ederken kendisinin de
kanser olma ihtimalinin gündeme geldiğini ve bu durumun kanser hastalarını daha
iyi anlamasına vesile olduğunu ifade ediyor. ‘’Sanatın unsurlarını kullanarak
dışavurumu sağlamayı hedefledik. Bazen boya, bazen çamur, bazen müzik hepsini kullandık. Sanatın iyileştirici görevi
var. Sanat terapi doktorun tedavisinin destekçisidir. Sanat terapi kendinle
karşılaşma yeridir. Can acıtabilir ama farkındalık yaratır’’ diyor.
Bu terapilerle oyun oynar gibi kendilerini bulduklarını söyleyen Dudu Şahin Kocabaş, çalışmaları başlangıçta çok ciddiye
almadığını ama kendisinde yarattığı değişiklikleri görünce dört elle
sarıldığını belirtiyor. Terapiler sayesinde insanları yargılamadan dinlenmeyi
öğrendiğini söylüyor. ‘’Kendimiz olmayı öğrendik. Kızım da terapilere
katılıyor. Bizdeki değişikliği eşim de fark etti. Her geldiğimizde kendimizin
farklı bir özelliğini keşfediyoruz. Bazen birinin daha büyük bir sorunu oluyor.
Onu hep birlikte sarıp sarmalıyoruz. Sanatla terapinin sadece hastalıklarla
ilgili olmadığını, hayata bakış açısını değiştirdiğini düşünüyorum‘’ diyor.
Herkesin sanatla terapiye ihtiyacı var
Denizli Onkoloji Gönüllüleri Dayanışma Derneği
üyelerinin katılımıyla, Gülpembe Yakın, tarafından gerçekleştirilen sanat
terapi çalışmaları kanser hastalarına iyi geldi. Aslında bu yolculuğun
başlangıcı da oldukça ilginç. Ev hanımı Gülpembe Yakın, üniversiteye gidemediği
için hep bir burukluk hissetmiş. Bu yüzden yıllar sonra, çocukları üniversiteye
gittiği zaman, hep hayalini kurduğu resim bölümüne girmeye karar vermiş. 42
yaşındayken girdiği Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) resim bölümünü 46 yaşında
birincilikle bitirmiş. Sonra da aynı bölümde yüksek lisansa başlayarak sanat
terapi çalışmaya karar vermiş. PAÜ’de bu alanda çalışan hoca olmadığı için
yolculuklar başlamış. İstanbul’da bulunan Aura Psikoterapi ve Sanatla Terapi
Eğitim Merkezi ile Uludağ Üniversitesi’nin birlikte düzenlediği 400 saatlik sanat
terapi eğitimine katıldıktan sonra öğrendiklerini uygulamaya başlamış.
Can
acıtıyor ama fark yaratıyor
Nisan 2016’da başlayıp Kasım 2016’da sonlanması
planlan sanat terapi çalışmaları herkese o kadar iyi gelmiş ki hala devam
ediyorlar. Kanser hastaları her hafta perşembe günü saat 13:30-16:30 arasında DENOG’un
yerinde bir araya geliyor. 10 kanser hastasının katıldığı çalışmların amacının
hastaları duygusal yönden desteklemek ve hayata daha fazla tutunmalarını
sağlamak olduğunu ifade eden Gülpembe Yakın, terapi devam ederken kendisinin de
kanser olma ihtimalinin gündeme geldiğini ve bu durumun kanser hastalarını daha
iyi anlamasına vesile olduğunu ifade ediyor. ‘’Sanatın unsurlarını kullanarak
dışavurumu sağlamayı hedefledik. Bazen boya, bazen çamur, bazen müzik hepsini kullandık. Sanatın iyileştirici görevi
var. Sanat terapi doktorun tedavisinin destekçisidir. Sanat terapi kendinle
karşılaşma yeridir. Can acıtabilir ama farkındalık yaratır’’ diyor.
Hayata
bakış açımız değişti
Herkesin sanatla terapiye ihtiyacı var
Sanatla terapi sayesinde içindeki duyguları
rahatça anlatabildiğini söyleyen 45 yaşındaki Gönül Kaygın, bir yıldır
terapilere katıldığını söylüyor. ‘’Terapilerden çok memnunum. Kendi içimde
hapsettiklerimi artık çok rahat ifade edebiliyorum. Sadece onkoloji
hastalarının değil herkesin sanatla terapiye ihtiyacı var. Çünkü herkesin
yaşadığı zorluklar var’’ diyor.
Her
haftayı iple çekiyor
Üç yıldır onkoloji hastası olduğunu söyleyen 52
yaşındaki Yurdanur Coşkun, terapilerin kendisini çok değiştirdiğini, bu
değişikliklerin ailesi tarafından da fark edildiğini ifade ediyor. ‘’Bir yılı
aşkın bir süredir buraya çok severek geliyorum. Çok şeyden yararlandım ve çok
değiştim. Bunu çocuklarım da söylüyor. Daha once tutuktum, kendimi ifade
edemiyordum. Artık duygularımı saklamıyorum. Burada eleştirilmeden, sözü
kesilmeden dinlenmek, değer verildiğini ve anlaşıldığını hissetmek çok güzel.
Terapilerin hastalığım üzerinde de olumlu etkileri olduğunu düşünüyorum. Gülpembe
hanım programı hiç bitirmesin istiyorum. Her haftayı iple çekiyorum ve buraya koşarak
geliyorum. Sanatla terapi benim için kendini bulmak oldu.’’
Hastalıktan
bahsetmiyoruz
Sanatla terapi sayesinde rahatladıklarını
söyleyen Yolacan Acunbaş, 74 yaşında. 2003’te mide kanseri tedavisi görmüş. Sanatla
terapinin daha önce geçirdiği sıkıntıları yenmesine faydalı olduğunu ifade
ediyor. ‘’Üzüntüleri paylaşarak bunları yenmenin yollarını hep birlikte
buluyoruz. Sanat terapide hastalıktan bahsetmiyoruz. Hayatta geçirdiğimiz
sıkıntıları resimlerle, yazılarla anlatarak rahatlıyoruz.’’
Katıldığım seans beni o kadar çok etkiledi ki ne söylesem az. Bir fırsat bulalım ve derneğimizde böyle bir uygulamayı hayata geçirelim diye düşündüm. Konu otizm olduğunda hep önce çocuklara ne yapabiliriz diye düşünüyoruz. Oysa ki bizim de ruhumuzun desteğe ihtiyacı var. Sanat terapi de bunu sağlamak için birebir. Kapılarını ve kalbini bana açan DENOG ailesine ve Gülpembe Yakın'a da bu vesileyle teşekkür etmek isterim.
Katıldığım seans beni o kadar çok etkiledi ki ne söylesem az. Bir fırsat bulalım ve derneğimizde böyle bir uygulamayı hayata geçirelim diye düşündüm. Konu otizm olduğunda hep önce çocuklara ne yapabiliriz diye düşünüyoruz. Oysa ki bizim de ruhumuzun desteğe ihtiyacı var. Sanat terapi de bunu sağlamak için birebir. Kapılarını ve kalbini bana açan DENOG ailesine ve Gülpembe Yakın'a da bu vesileyle teşekkür etmek isterim.
18 Temmuz 2017 Salı
Merkezefendi Kaymakamımız Şükrü Görücü, yaz okulumuzu ziyaret etti
14 Temmuz 2017 Cuma
Kaynamasın bütünleşsin yaz okulu başladı
Geçen yıl Türkiye’nin ilk tersine kaynaştırma yaz okulunu düzenleyen derneğimizin kaynamasın bütünleşsin temalı yaz okulu başladı. Gönüllülük temelinde ve disiplinler arası işbirliğiyle gerçekleştirilen çalışmalarda özel iki özel eğitim uzmanı, iki çocuk gelişim uzmanı, bir beden eğitimi öğretmeni, bir fizyoterapist, bir dil konuşma hocası ve 11 gölge abla yer alıyor. Otizmli çocukların normal gelişim gösteren arkadaşlarıyla birlikte eğitim aldığı yaz okulumuzda akran etkileşimine önem veriyoruz. 3 Temmuz pazartesi günü başladık, bizi izlemeye devam edin…
17 Mayıs 2017 Çarşamba
Engelliler Erişiyorsa Var!
İsveç ve Türkiye’den 22 portre ve onların hayat hikayelerinden oluşan Erişiyorsam
Varım! (AccessAbility) Denizli Sergisi’ni görme engelli Azmi Ermiş ile birlikte
gezdik. Böyle bir seriyi ilk kez dolaştığını ve bundan mutluluk duyduğunu
belirten Ermiş, bu tip sergilerin devlet politikası haline gelmesi gerektiğini
söyledi. Sergideki tüm fotoğrafların ve hikayelerin görme engelliler için
betimlenmesinin çok güzel bir fırsat olduğunu ifade eden Ermiş, İsveç’te
engelli bireylerin eğitim ve üretimde aktif olarak yer aldığını öğrenmekten çok
etkilendiğini vurguladı. Sergiyi görebilmek için son tarih 18 Mayıs.
Onurlu bir yaşam sürmenin herkesin hakkı olduğu fikrinden yola çıkan
Erişiyorsam Varım! sergisi, Denizli Zaferiye Abalıoğlu Bilim ve Sanat Merkezi
Sergi Salonu’nda ziyaretçileriyle buluşuyor. Denizli Otizm Derneği’nin ev
sahipliğinde gerçekleşen sergi, İsveç Enstitüsü, Ruh Sağlığında İnsan Hakları
Girişimi, Engelli Kadın Derneği ve İsveç Kültür İşleri Bölümü’nün organize
ettiği bir proje. Proje kapsamındaki sergide İsveç ve Türkiye’den 22 portre ve
onların hayat hikayeleri yer alıyor.
Her alanda erişim şart
Zaferiye Abalıoğlu Bilim ve Sanat Merkezi Sergi Salonu engelli erişimine tamamen
uygun olduğu için tercih edilmiş. Sergideki bütün fotoğraflar tekerlekli sandalyedeki bir bireyin rahatlıkla görebileceği bir yükseklikte asılmış. Görme engeliler için
sergilenen tüm portreler ve hikayeler sesli olarak betimlenmiş. Bu özel sergiyi
görme engelli emekli öğretmen ve sosyolog Azmi Ermiş ile birlikte dolaştık.
Engellilik konusuna insan hakları temelli bakılmalı
Erişiyorsam Varım! gibi engellilik
konusuna insan hakkı temelli bakan sergilerin devlet politikası olarak yapılması
gerektiğini söyleyen Ermiş, bu tip sergilerin toplumdaki farkındalığı artırmak açısından
çok önemli olduğunu belirtti. “ Sergi sayesinde İsveç’te eğitimin ne kadar
önemli olduğunu ve engelli bireylerin üretimde yer aldığını gördüm. Engelli
bireyler kendi sorunlarının çözümünde aktif olarak rol almışlar” diyen Ermiş, Türkiye’de
de böyle olması gerektiğini ifade etti.
Eğitimle insanları hayatın içinde tutmuşlar
Sergide dinlediği bütün hikayelerin
ufuk açıcı olduğunu belirten Ermiş, Anna
Kain Wyatt ve Johnie Hjelm’in hikayesinden daha fazla etkilendiğini belirtti.
“Anna, 25 yaşında engellilerin haklarını savunan ulusal bir kuruluşun başkanı olmuş.
Okulda yüzme, basketbol, tekerlekli sandalye vb. her türlü olanakları varmış.
Johnie ise kendisi tekerlekli sandalyede ama tekerlekli sandalye üreten bir
firma kurarak girişimci olmuş. Bunlar çok güzel. Eğitimle insanları hayatın
içinde tutmuşlar” dedi.
Engelliler haftası bayram değildir
Türkiye’de, 10-16 Mayıs engeliler
haftasının engellilere kek yedirmek ya da kahvaltıya götürmek olarak algılama
mantığı olduğunu, bazılarının da bunu bir bayram gibi gördüğünü söyleyen Ermiş,
bu haftanın engellilerin yaşamının nasıl daha kaliteli hale gelebileceğinin
tartışıldığı bir dönem olması gerektiğini ifade etti.
İlk kez böyle bir sergi gezdiği için
çok mutlu olduğunu dile getiren Ermiş, sözlerini şöyle tamamladı: “İsveç’teki
engelli bireylerin toplumda yer alması ve konumu, Türkiye’deki engellileri tanıma adına çok
güzel bir sergiydi… Eğitim yoksa sanat ve kültür adına bir şey sağladığımızı
söylemek bence çok zor. Büyük kentlerde tek tük etkinlikler var. Sanatsal ve
kültürel olarak engellileri topluma katmak yerine genellikle onları aşağılamayı,
bir şey üretebileceğine inanmadığımız bireyler olarak görmeyi tercih ediyoruz.
Akılcı engelli derneklerinin görüşleri alınarak programlar yapılmalı. Engellilere
yapılan yatırımlar daha maliyetli olabilir ama yapılmalıdır. İnsana yapılan
yatırım her zaman gereklidir. Çünkü bunlar insan hakkıdır.”
Azmi Ermiş kimdir?
5 Mayıs 2017 Cuma
Erişyorsam Varım Denizli'de
Dostlar ve STÖ'lerin savunuculuk yapması gerektiğine inananlar, bugün yapılacak, İsveç Kültür Ateşesi Suzi Erşahin'in katılacağı Hayata Eşit Katılım Mümkün panelinde ve Erişiyorsam Varım sergimizin açılışında sizleri de aramızda görmek isteriz.
Zaferiye Abalıoğlu Bilim ve Sanat Merkezi
5 Mayıs 2017 saat:14:00
5 Mayıs 2017 saat:14:00
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


